Oca 08

http://www.cognitivemedia.co.uk/

~ Cengiz Aytun \\ tags: , ,

Nis 22

Ekonometri teorisi, kaç defa ve hangi yönde karıştırılması, kaç karat baharat eklenmesi, 474 C derecede kaç saniye pişirilmesi gerektiğini belirten, son derece lezzetli bir şekilde dengelenmiş bir Fransız yemek tarifi gibidir.

Ancak, aşçı (istatistikçi) sosu yapmak için malzeme almaya gittiğinde kaktüs meyvesi bulamadığından kavun parçacıkları, tel şehriye bulamadığından kırık buğday, baharatlı salça bulamadığından yeşil elbise boyası, kaplumbağa yumurtası bulamadığından pin-pon topu, 1883 yılı konyağı bulamadığından bir teneke tiner kullanmak zorunda kalır.

Valavanis (1959, Economterics, New York McGraw-Hill s.83)

Aktaran: Peter Kennedy, 2006, Ekonometri Kılavuzu, Gazi Kitabevi

Çevirenler ve Yayına Hazırlayanlar: Muzaffer Sarımeşeli, Şenay Açıkgöz

~ Cengiz Aytun \\ tags: ,

Tem 01

Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver.

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla.

İkisini ayırt edebilmem için de akıl ver.

Çin Atasözü

~ Cengiz Aytun \\ tags: ,

Haz 17

Türkiye İktisatçılar Sıralaması

Son yirmi yılda ekonomik gelişmeler Türkiye gündeminde ilk sıradaki yerini kimseye bırakmıyor. Hepimiz borsa, faiz, döviz vs. gibi kavramlarla yatıyor, yine onlarla kalkıyoruz. Buna paralel olarak iktisatçıların etkinlikleri de giderek artıyor. Bazı iktisatçılar ülke yönetiminde çok önemli mevkilere geldiler (örneğin, Tansu Çiller, Ekrem Pakdemirli, Devlet Bahçeli). Bazıları televizyon sayesinde geniş kitleler tarafından tanındılar ve sevildiler (örneğin, Asaf Savaş Akat ve Deniz Gökçe). Bizler bu iktisatçıların bazılarını beğendik ve alkışladık, bazılarına kızdık ve eleştirdik.

Kişisel beğenilerimizin ötesinde iktisatçılar için objektif bir nitelik değerlendirmesi yapmak mümkün mü?

Maalesef herkesin üzerinde anlaştığı bir değerlendirme kriteri bulmak mümkün değil. Ancak tüm dünyada akademik iktisatçıları değerlendirmek üzere birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmaların sonucunda yapılan sıralamalar hiçbir zaman kesin bir nitelik farkını yansıtmaz ancak iyi bir yaklaştırım sağladığı söylenebilir.

2003 yılından yıldan itibaren dergimizde Türkiye İktisatçılar sıralaması yayınlanmaya başlanmıştır. Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Murat Çokgezen (mcokgez@marmara.edu.tr) tarafından hazırlanan geçen seneki sıralama metodolojideki ufak bir değişiklik ile TÜBİTAK’ın da desteğiyle 2005 yılını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yeni sıralama ve çalışma hakkındaki bazı bilgilere aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Kaynak:http://www.e-konomist.net/turkiye-iktisatcilar-siralamasi/

~ Cengiz Aytun \\ tags: ,

May 06

Nisan Ayı Enflasyon Rakamlar

Kaynak: www.radikal.com.tr

~ Cengiz Aytun \\ tags: ,

May 01

Açıkçası kitapçıdan aldığımda pek de üzerinde durmadığım kitabı uzun bir süre kitaplığımda beklettim. Okumaya başladığımda da mıknatıslanmış gibi elimden bırakamadım. Kısa sürede okudum.

Bir Kitap: Light Günlük - Mahfi Eğilmez-

Yazar Dr. Mahfi Eğilmez 1950′lerden 2000′lere kadar geçen süreyi kendi penceresinden değerlendirmiş. Çocukluk yılları, üniversite hayatı, bürokrat olarak kariyerinde ilerlemesini kitabı okudukça adım adım seyrediyorsunuz. 70′lerin çalkantılı dönemlerinden 80′lere, ardından 90′ların popülizmin ellerinde yitip gitmiş yıllarına geçerken insanın sürekli içi sızlıyor. Bir çok iktisadi açıdan sonuçları aşikar ekonomi politikalarının politikacıların ellerinde nerelere vardığını üzülerek tekrar hatırlıyor insan.

Devamını oku »

~ Cengiz Aytun \\ tags: , , , ,

Nis 30

Dr. Ercan Kumcu’nun 7 Ağustos 2005′ten bu yana Hürriyet Gazetesi’nde “İktisat Eğitime Üzerine Düşünceler” başlığıyla yayınlanan yazılarına aşağıdaki linklerden ulaşılabiliyor:
07.08.2005:İktisat eğitimi üzerine düşünceler (1)
14.08.2005: İktisat eğitimi üzerine düşünceler (2)
21.08.2005:İktisat eğitimi üzerine düşünceler (3)
28.08.2005: İktisat eğitimi üzerine düşünceler (4)
04.09.2005: İktisat eğitimi üzerine düşünceler (5)
11.09.2005:İktisat eğitimi üzerine düşünceler (6)

Kaynak: http://iktisatca.blogspot.com/

~ Cengiz Aytun \\ tags: , , ,

Nis 30

İktisat ile ilgili araştırma yapan öğrencilerin sıklıkla karşılaştığı bir diğer sorun da temel makale kaynaklarını bulmaktır. Prof. Dr. Aykut Kibritçioğlu (Ankara Üniversitesi S.B.F.) hocamızın yazısını olumakta fayda var.

İktisatla İlgili Makaleleri İnternette Nerede Aramalı? (Prof. Dr. Aykut Kibritçioğlu’nun web günlüğü)

~ Cengiz Aytun \\ tags: , , ,

Nis 18

Mikronezya bölgesinde bulunanYap Adası’nda zenginliği belirtisi büyük kayalardır. Geçmişte bu kayalar alışverişte para olarak kullanılırdı. Bu paraların adı Rai’ydi. Palau adasından Yap adasına getirildikten sonra yerinden oynatılması bile zor olan bu taşların bazen yeri değişmeden sahibi değişirdi.

Yap adasında kaya-para tasima

1871′de bir gemi kazasıyla adaya düşen İrlanda asıllı ABD vatandaşı David Dean O’Keefe kano yerine daha sağlam deniz taşıtlarıyla yeni adaya Rai taşları getirdi ve getirilmesini sağladı, bu yolla da bir servet kazandı. Ne var ki yeni gelen taşlar eskilerinden daha değersiz kabul edildi (Karşılıksız para basma ve enflasyon :) ). Ada 20. yüzyılda sömürgeleşince taşla ticaret durdu, II. Dünya Savaşı’nda işgalci Japonlar taşları yapılarda ve gemi çıpası olarak kullandılar. Yine de Rai’ler günümüzde de geleneksel amaçlarla kullanılmaktadır.

Yap adasında kaya-para

Yap adası

~ Cengiz Aytun \\ tags: , ,

Mar 02

Hemen hemen bütün iktisatçıların meslekte öğrendikleri ilk şey iktisat kelimesinin anlamıdır. Bu konuda her hocanın farklı bir yoğurt yiyişi vardır. Kimisi bir fıkra anlatarak başlar işe, kimisi sığ bir tanımla özetler ve geçer, kimi de öyle ayrıntıya girer ki iş içinden çıkılmaz bir hal alır.

Aslında iktisadın tanımını yapmak sancılı bir iştir. Çünkü ortak bir tanım bulunmamaktadır. Kaldı ki iktisadın bir bilim olup olmadığını dahi tartışma konusu yapanlar bulunmaktadır.

Kendi adıma okudukça, öğrendikçe iktisadın tanımını yapmakta zorlandığımı hissediyorum. Bu çaresizlik nedeniyle ben de (benim hocalarımın da yaptığı gibi) bu bilimi tanımlamaya başlamadan önce küçük bir alıntı yapmak istiyorum.

Hintliler karanlık bir ahıra bir fil getirip koymuşlardı. Fili merak eden bir çok kişi oraya toplandı. Karanlıkta fili görmek mümkün olmadığı için, her biri elini dokundurarak fili tanımaya çalışıyordu.

Birinin eline filin hortumu geçti. Dedi ki: ‘Bu fil bir oluğa benziyor.’
Başka birinin eli filin kulağına dokundu. Fil ona yelpaze gibi göründü.
Birisi elini filin ayağına sürünce, ‘Filin şekli sütun gibi’ dedi.
Bir diğeri elini hayvanın sırtına değdirdi ve ‘Bu fil bir taht gibi’ dedi.

Böylece, zanları yüzünden sözleri birbirine uzak düştü. Oysa ellerinde bir mum bulunsaydı hepsi aynı şeyi göreceklerdi.[1]

Devamını oku »

~ Cengiz Aytun \\ tags: , , , , , , , , , , ,