Tem 21

Dünkü Radikal gazetesinde “İş dünyasının 40 altın çocuğu” başlığı dikkatimi çekti ve okudum(Bkz Radikal 20.07.2008). Gazeteye göre Kim ne derse desin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 30 yaşında ve daha genç birisi herhangi bir kuruluşta üst düzey görev yapıyorsa, buna bir başarı gözü ile bakmak gerekiyor.

Açıkçası ben böyle düşünmüyorum. Şimdi soy isimlere ve çalıştığı şirket isimlerine bakınız. Tamam bu gençlerin babalarının hali vakti yerinde ve kendi şirketlerinde yöneyici olarak işi öğreniyorlar. (Hanım bizim oğlanı da yönetim kuruluna yazalım da işi öğrensin tadında) Bunu anladık. Ancak göz göre göre de “bunların hepsi birer cevher iş dünyasında basamakları hızla çıkıyorlar” dolmasını millete yutturmaya çalıştıklarında hiç hoş olmuyor.

Türkçemizde böyle durumlar için bir söz vardır illa ki söyletecekler adama.

KES TIRAŞI
-bilinen tirastan farklı anlamlar içeren söz.
-abartılı bir dille konuşan insanlara söylenen “yeter bu kadar yalan” anlamına gelen söz.

Genç iş adamları

Ekonomist Dergisi yaptığı bir araştırmayla, Türkiye ekonomisine yön veren büyük şirketlerin, bünyesinde binlerce işçi çalıştıran dev holdinglerin henüz 30 yaşını doldurmadan en tepeye kadar yükselmiş 40 başarılı yöneticisini belirledi.

70 milyonluk nüfusunun 4’te biri genç olan Türkiye’de, genç nüfus rekabet dünyasında da çok önemli bir unsur olarak görülüyor. Ekonomist Dergisi’nin haberine göre, bunun nedeni ise gençlerin başta teknoloji olmak üzere gelişmelere daha çabuk adapte olabilmeleri.
Peki, Türkiye bu övündüğü genç ve iyi yetişmiş insan kaynağından yeterince yararlanıyor mu? Gençler hangi pozisyonlarda görev alıyorlar? İyi eğitimli olmaları, tecrübesiz olma dezavantajını ne kadar tolere edebiliyor?
Kim ne derse desin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 30 yaşında ve daha genç birisi herhangi bir kuruluşta üst düzey görev yapıyorsa, buna bir başarı gözü ile bakmak gerekiyor. Kurumsal ya da aile şirketlerinde ‘altın çocuk’ olarak da adlandırılan bu gençler, genellikle aile bireyleri arasından çıkıyor. Ekonomist, kimi veliaht olan geleceğin Mustafa Koç ile Güler Sabancı’larını, Ferit Şahenk’lerini kimi de profesyonel olan geleceğin Muhtar Kent’lerini araştırdı.

Babalarını örnek alıyorlar

  • Çocuklukları, aile şirketlerinde çalışarak geçmiş.
  • Büyük çoğunluğu özel üniversite bitirmiş. En çok tercih edilen üniversiteler Bilgi, Beykent ve Bilkent Üniversitesi.
  • Yurtdışında en çok tercih ettiği ülke ise, ABD ve İngiltere.
  • Genelde işletme veya iktisat okumuşlar.
  • En az iki dil biliyorlar.
  • Sürekli seyahat ediyorlar.
  • Yüzde 90’ı profesyonel iş hayatına aile şirketinde başlamış.
  • İş geliştirme, dış ticaret ve teknoloji alanlarında yöneticilik pozisyonuna geçiş yapmışlar.
  • Genç yönetici olmanın en büyük avantajı olarak enerjilerini görüyorlar.
  • Örnek aldıkları yöneticiler, genellikle babaları ve amcaları.

~ Cengiz Aytun \\ tags:

Nis 30

Dr. Ercan Kumcu’nun 7 Ağustos 2005′ten bu yana Hürriyet Gazetesi’nde “İktisat Eğitime Üzerine Düşünceler” başlığıyla yayınlanan yazılarına aşağıdaki linklerden ulaşılabiliyor:
07.08.2005:İktisat eğitimi üzerine düşünceler (1)
14.08.2005: İktisat eğitimi üzerine düşünceler (2)
21.08.2005:İktisat eğitimi üzerine düşünceler (3)
28.08.2005: İktisat eğitimi üzerine düşünceler (4)
04.09.2005: İktisat eğitimi üzerine düşünceler (5)
11.09.2005:İktisat eğitimi üzerine düşünceler (6)

Kaynak: http://iktisatca.blogspot.com/

~ Cengiz Aytun \\ tags: , , ,