Bizim köylü Ahmet eşeğini satmaya karar vermiş. Kıymeti tas çatlasa 50 milyon lira eden eşek için pazarlık payını da ekleyerek 100 milyon lira fiyat koymuş. Komsu köyden acilen eşeğe ihtiyacı olan Mehmet 100 milyon ödeyip almaya razı olmuş. Koylu Ahmet eşeğini satmış ama aksam da uykusu kaçmış. Düşünüp durmuş, - “Mehmet 50 milyon liralık eşeğe niye 100 milyon lira verdi?” diye. İçi rahat etmeyince ertesi gün eşeğini geri almaya karar vermiş. Pazara gittiğinde Mehmet’in eşeği 200 milyon liradan satışa çıkardığını görmüş. Sonunda 200 milyon liraya almak zorunda kalmış. Ayni olay bu kez Mehmet’in başına gelmiş. O da ertesi gün eşeği geri almaya karar vermiş. Bu alışveriş her gün fiyat arta arta devam etmiş. Birkaç gün sonra pazara bir başka köyden Hüseyin gelmiş. Hüseyin pazardaki kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün: - “Al, al, al, sat, sat , sat” bağrışmaları arasında bir yaşlı eşek ve bu eşeğin 1 milyar liralık satış fiyatı….! Yanındakine sormuş - “Hemşerim, bu yaşlı eşek 1 milyar lira eder mi yahu?” Adam hemen yanıtlamış; - “Valla grafikler ortada. Bu eşeğin fiyatı 50 milyon liradan başladı, 950 milyon liraya geldi. Şöyle bir tekniğine bakarsan görürsün. Eşeğin fiyatı 1 milyardaki direncini kararsa, 1.5 milyara kadar yolu var. “
Bir dönem benim de yapmış olduğum “dealer”lığı anlatmaya çalışsam bu kadar güzel anlatamazdım. fotoroportaj.org’daki bu çalışmayı kendisi de yatırım uzmanı olan eşim e-postayla bana gönderdiğinde ilk başta her zamanki sabun köpüğü e-posta mesajlarından biri zannettim. Ancak yanıldığımı itiraf etmeliyim. Çalışmanın borsada çalışmış ve çalışan bütün insanları samimi bir şekilde ifade ettiğini düşünüyorum.

Yüksek paravanlarla bölünmüş, “ekran” ağırlıklı, tandık bir büro görüntüsü.
Ben bir dealerım. On beş senedir borsa aracı kurumlarında çalışıyorum; yani 16 yaşımdan beri. Bu fotoğrafları arkadaşlarımın ve benim borsaya endeksli büro yaşamımızın sıkıntısını gösterebilmek için çektim. 31 yaşındayım ama kendimi 50 gibi hissediyorum. Bu gördüğünüz yer, Esentepe’de on yedi katlı bir binanın on beşinci katında bulunan bir aracı kurum. Ben burada haftaiçi her sabah saat 9’dan akşam 6’ya kadar çalışıyorum. Fakat işyerine en geç 8.30’da gelmeliyiz, 9.30’daki ilk seansa kadar haberleri takip edecek vaktimiz olmalı. Buradan İstanbul’un hemen hemen her yeri gözükür; en güzel manzaralı yer ise maalesef manzaramızın dumanla kaplandığı sigara odasıdır.
Devamı ekte Devamını oku »



