SAGLIK OCAGI
Temel, arkadasiyla yolda giderken elindeki çakisiyla parmagini kesmis.
Biraz ötede saglik ocagi varmis.
Temel:
-”Ben ha surada pansuman yaptirayim,” demis.
Içeri girince karsisina iki kapi çikmis.
Birinde “Hastaliklar”, ötekinde “Yaralar” yaziliymis.
Temel “Yaralar” kapisindan girmis ve önüne yine önünde iki kapi cikmis.
Birinde “Et”, ötekinde “Kemik” yaziyormus.
“Et” kapisindan girmis ve yine karsisina iki kapi çikmis.
Birinde “Önemli”, ötekinde “Önemsiz” yaziyormus.
“Önemsiz” kapisindan girince kendini sokakta bulmus.
Dursun sormus:
-Ula Temel, nasil eyi baktilar mi?”
-”Hayir ama organizasyon müthis.”
Bir Fıkra:
Bir gün Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış.
Birisi “Hocam” demiş, “niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki?”
Bir başkası “Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor?” diye konuşmuş.
Bir diğeri de “Hocam” demiş, “kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nereden baksan dökülüyor.”
Hoca kızmış, “Yahu” demiş, “iyi güzel de kabahatin hepsi benim mi?
Hırsızın hiç mi suçu yok?”
İki de atasözü:
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Hem suçlu hem güçlü kimselerin türlü pişkinlikler türlü laf oyunlarıyla zeytinyağı gibi üste çıkacağını belirten atasözü.
Hem suçlu hem güçlü.
Suçlu olduğu halde zeytinyağı gibi üste çıkan, hatta utanmadan suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan tiplere söylenen söz.
Bizim köylü Ahmet eşeğini satmaya karar vermiş. Kıymeti tas çatlasa 50 milyon lira eden eşek için pazarlık payını da ekleyerek 100 milyon lira fiyat koymuş. Komsu köyden acilen eşeğe ihtiyacı olan Mehmet 100 milyon ödeyip almaya razı olmuş. Koylu Ahmet eşeğini satmış ama aksam da uykusu kaçmış. Düşünüp durmuş, - “Mehmet 50 milyon liralık eşeğe niye 100 milyon lira verdi?” diye. İçi rahat etmeyince ertesi gün eşeğini geri almaya karar vermiş. Pazara gittiğinde Mehmet’in eşeği 200 milyon liradan satışa çıkardığını görmüş. Sonunda 200 milyon liraya almak zorunda kalmış. Ayni olay bu kez Mehmet’in başına gelmiş. O da ertesi gün eşeği geri almaya karar vermiş. Bu alışveriş her gün fiyat arta arta devam etmiş. Birkaç gün sonra pazara bir başka köyden Hüseyin gelmiş. Hüseyin pazardaki kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün: - “Al, al, al, sat, sat , sat” bağrışmaları arasında bir yaşlı eşek ve bu eşeğin 1 milyar liralık satış fiyatı….! Yanındakine sormuş - “Hemşerim, bu yaşlı eşek 1 milyar lira eder mi yahu?” Adam hemen yanıtlamış; - “Valla grafikler ortada. Bu eşeğin fiyatı 50 milyon liradan başladı, 950 milyon liraya geldi. Şöyle bir tekniğine bakarsan görürsün. Eşeğin fiyatı 1 milyardaki direncini kararsa, 1.5 milyara kadar yolu var. “
Sigara içeni köpek ısırmaz
Çünkü yanında baston taşır
Evine hırsız girmez
Çünkü sabahlara kadar öksürür
Üzerine sinek konmaz
Çünkü buram buram nikotin kokar
İktisatçılar ile ilgili sağdan soldan duyduğumuz fıkralara bazen gülmekten ölüyoruz. Bazen de gıcık oluyoruz (belki de haklı olduklarından). Ben de böyle fıkralardan (ya da ilginç sözlerden) birkaç tane derleyeyim dedim. Arada yenilerini buldukça ekleyeceğim. Sizin de fıkaralarınız varsa gönderin yayınlayalım.
~~~ o ~~~
Bu meşhur fıkrayı duymayan yoktur sanırım.
Bir fizikçi bir kimyacı ve bir ekonomist ıssız bir adaya düşmüş.
Yiyecek bir şey yok. Lakin bir bakmışlar, sahile vuran bir konserve kutusu… Dolma!
Fizikçi demiş ki… “Bir taşla vurup açalım, yeriz.”
Kimyaci demiş ki… “Ateşe atalım hem pişer hem de kutu açılır.”
Ekonomist… Farzedelim ki elimizde bir konserve açacağı var…”
Paul Samuelson
~~~ o ~~~



